İçsel Aile Sistemleri: Kendimizi Tanımanın Yolu
Güncelleme tarihi: 27 Ağu
Dış dünyadaki ilişkilerimizde olduğu gibi, içsel dünyamızda da farklı parçalarımızla dinamik ilişkiler kurarız. İnsan kendi içinde tutarsızlıklar, çatışmalar ve tartışmalar yaşar. Farklı hatta çatışan düşüncelere, arzulara, bakış açılarına ve duygulara sahip olabiliriz. Burada parça olarak ele aldığımız şey; içimizdeki farklı sesler, sorumluluklarımız, taraflarımız ve hallerimizdir.
Richard C. Schwartz tarafından geliştirilen İçsel Aile Sistemleri (Internal Family Systems - IFS), bu farklı parçaları ya da farklı yanlarımızı tanımamıza yardımcı olur. Böylelikle içsel dünyamızdaki ilişkilerimizin farkına varır ve bunları derinleştiririz. İçsel dünyamızdaki ilişkilerimizle dışarıdaki ilişkilerimiz arasındaki sıkı bağ, kendimizle ilişkimizi geliştirdikçe dışarıdaki ilişkileriminiz de geliştiğini fark ettiğimizde daha net bir şekilde ortaya çıkar.
Nedir bu parçalar, bu farklı sesler? Bazı insanlar içlerindeki kaosun farkındadır ve bunu susturmak için çeşitli yollara başvururlar. Kendilerini işlerine, spora veya sosyal ilişkilere verirler. Sürekli online alışveriş yapar, alkol veya uyuşturucu maddelere başvururlar. Bu davranışlar ve alışkanlıklar zamanla otomatikleşebilir ve en başta bu davranışları neden yaptığımızı bile hatırlamayabiliriz.
Diğer yandan, bu farklı sesleri fark eden ve dinlemeyi öğrenenler, kendilerini daha yakından tanımaya başladıklarını fark ederler. Öncesinde tek bir baskın ses hâkimdir. Kişi kendini tanımayı öğrendikçe, içindeki zıtlıkları ve çatışmaları tanımaya başlar.
Bu çok yönlülük, çok seslilik ne işe yarar peki? Zihnimde ve bedenimde yer alan bu farklı seslerle yaşamanın, bir kişinin Disosiyatif Kimlik Bozukluğu yaşaması arasındaki fark nedir? Disosiyatif Kimlik Bozukluğu olan kişilerde bu farklı parçalar birbirinden habersizdir. Ancak burada bahsettiğimiz durum, çeşitli yanlarımızı fark etmek ve kendimizi gözlemledikçe bu yanlarımızı tanımaktır.
Çoğumuz düzenli spor yapmak, sağlıklı yemekler yemek ve kaliteli bir uyku uyumak isteriz. Bir yandan da koltukta tembellik yapar, abur cubur yeriz. Bir yanımız sosyalleşmek isterken, diğer yanımız evden çıkmamak için bahaneler üretebilir. Burada olumlu veya olumsuz yanlar değil, duruma göre farklı işlevleri olan karakterler vardır.
Farklı Yanlarımız
İş yerinde profesyonel ve sorumluluk sahibi tarafımız ortaya çıkar. Küçük yeğenlerimizle vakit geçirirken çocuksu ve yaratıcı yanlarımız açığa çıkar. Yakın bir arkadaşımızın yanında ise hassas ve duygusal yanlarımız belirir. Trafikte öfke gösteren birine karşı sınırlarımızı savunan yanımız ortaya çıkar. Bu yanlar, farklı durumlarda farklı yönlerimizi gösterebilmemizi sağlar.
“Her şey zıttıyla var olur.” Bu ifade, çeşitli yanlarımızın bir arada var olabilmesini destekler. Kendimi fedakâr biri olarak tanımlayabilirim. Ancak, ilişkilerde sadece fedakâr olduğumda, karşımdaki kişiye gerektiği zamanlarda bana yardım edebilmesi için alan açamayabilirim. Fedakâr olmak, yardım almakta zorlanmak anlamına gelebilir.
Etrafımdaki insanlardan yardım istemekte zorlanmak, bu davranışımı daha da zorlaştırabilir. Yardım istediğimde her “hayır” cevabı, benim için büyük bir reddediliş olur. Sonuçta, insanların bana yardım ettiğinde hissedecekleri keyfi onlardan alıkoymaya başlarım. Bu durum, ilişkilerde hep veren ama hiç alamayan biri olmama yol açar.
İçsel dünyamdaki tutarsızlıkları fark etmek, onları anlamaya çalışmak ve bu yanlarımla ilişki kurmak, içimdeki bütünlük hissini güçlendirir. Artık tek bir kimliğe sıkışmam gerekmez. Gerektiğinde fedakâr, gerektiğinde yardım kabul edebilen biri olmaya başlarım. Bu, kısa sürede tamamlanacak bir süreç değildir; yaşam boyu süren bir çalışmadır.
İnsanın içsel parçaları zamanla değişir. Kendimizi gözlemlemeye ve anlamaya devam ettikçe, bu farklı yönlerimizi daha sağlıklı biçimde bir arada tutmayı öğreniriz. En önemlisi de bu süreçte merak duygumuzu korumaktır. Merak, kendimizi tanımanın ve anlamanın temelidir. Kendimize ne kadar merakla yaklaşabilirsek o kadar bütün hissederiz.
İçsel Dengeyi Bulmak
İçsel dengeyi bulmak, yaşamımızda huzuru da huzursuzluğu da hissedebilmeyi gerektirir. Her türlü duygumuza alan açmak ve onları hissedebilmek, bu dengeyi kurmamıza yardımcı olur. Kendimizi tanıdıkça, içsel çatışmalarımız sadece mücadele edilen bir alan değil zengin tartışmaların ve fikirlerin yütütüldüğü bir alan olmaya başlar.
Kendini tanıma yolculuğunda, içsel parçaların her birinin değerini ve işlevini anlamak önemlidir. Her bir parça kişinin bir yönünü temsil eder ve hepsinin bir arada var olabilmesi gerekir. Bu parçalarla sağlıklı bir ilişki kurmak, kişinin kendisini tek bir yönle sınırlamak yerine, farklı yönlerini bir arada barındıran çok yönlü bir “Ben” olarak deneyimlemesine yardımcı olur.
Kaynakça
Richard C. Schwartz, R. C. (2022). Kötü parça yoktur: İçsel Aile Sistemleri modeliyle travmayı iyileştirmek ve bütünlüğü yeniden kazanmak. Butik Yayıncılık.
Jay Earley, J. (2013). Kendi kendine terapi: İçsel Aile Sistemleri (IFS) modeliyle içsel bütünlüğe adım adım rehber. Butik Yayıncılık.




Yorumlar